Çocuk Suçları Artıyor Mu? Adalet Sisteminde Neler Değişiyor?
Gündem

Çocuk Suçları Artıyor Mu? Adalet Sisteminde Neler Değişiyor?


10 November 20255 dk okuma50 görüntülenmeSon güncelleme: 15 December 2025

Türkiye'de çocuk suçluluğu giderek artan bir sorun haline gelirken, adalet sisteminin bu duruma yaklaşımı da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle 11. Yargı Paketi taslağı ile gündeme gelen cezaların arttırılması önerisi, çocuk hakları savunucuları tarafından eleştiriliyor. Peki, bu karmaşık sorunun kökeninde yatan nedenler neler ve çözüm için neler yapılmalı? Hukuk sosyolojisi uzmanı Dr. Nilay Kavur, bu sorulara ışık tutuyor.

Çocuklar Adalet Sistemiyle Nasıl Tanışıyor?

Dr. Nilay Kavur, Türkiye'deki adalet sisteminin çocukları nasıl ele aldığını detaylı bir şekilde açıklıyor. Çocukların cezai sorumluluğunun 12 yaşından itibaren başladığını belirten Kavur, 12-15 yaş arasındaki çocukların durumunun Sosyal İnceleme Raporları ve adli tıp raporları aracılığıyla değerlendirildiğini ifade ediyor. 15-18 yaş arasındaki çocuklarda ise cezai sorumluluk mutlak kabul ediliyor. Ancak Kavur, kanunun 11. maddesinde yer alan "koruyucu ve destekleyici tedbirler" ifadesinin, "çocuklara özgü güvenlik tedbiri" olarak anlaşılmasının, koruma kavramının terk edilerek güvenlik algısının ağır basmasına neden olduğunu vurguluyor.

Suça Sürüklenen Çocuklar ve Çıraklık Sistemi

Kavur, çocuklara toplumun güvenliğini tehdit eden bireyler olarak bakılmasının yanlış olduğunu belirtiyor. Cezası kesinleşen çocukların "çocuk eğitimevi" adı verilen açık cezaevlerine gönderildiğini ve burada eğitim ve çalışma (çıraklık şemsiyesi altında ucuz işçilik) faaliyetlerinin ön planda olduğunu ifade ediyor. Tutuklu yargılanan çocuklar ise yüksek güvenlikli "Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları"na gönderiliyor. Kavur, çocuk eğitimevlerinde disiplin suçu işleyen çocukların, ceza olarak bir süre tutuklu çocukların bulunduğu hapishaneye gönderilmesinin ironik bir durum oluşturduğunu belirtiyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE) verilerine göre, Türkiye'de 1.233 hükümlü ve 3.449 tutuklu çocuk bulunuyor. Bu veriler, tutuklu çocuk sayısının hükümlü çocuk sayısının 2.5 katından fazla olduğunu gösteriyor. Kavur, bu durumun çocukların ceza adalet sisteminde herhangi bir koruma tedbirine dahil olmadığını ve tutukluluk müessesinin bir döngü halinde işlediğini gösterdiğini ifade ediyor. Çocukların koruma tedbirleri yerine tutukluluk yoluyla gayrimeşru eylemlerden uzak tutulmaya çalışılması, sorunun çözümüne katkı sağlamıyor.

Neoliberal Politikaların Etkisi

Kavur, çocukların suça sürüklenmesine giden süreçte sosyo-ekonomik faktörlerin büyük rol oynadığını vurguluyor. Sosyal devlet anlayışının zayıf olduğu, sosyo-ekonomik güvencesizliğin yüksek olduğu neoliberal ekonomilerde, hem gayrimeşru gelir elde etme yolları daha cazip hale geliyor, hem de hapsetme oranları artıyor. "Ne eğitimde ne istihdamda" olan gençlerin sayısının artması, umutsuzluk, yoksulluk ve görece yoksulluk gibi faktörler, çocukları ve gençleri radikal yollara itebiliyor.

Dr. Nilay Kavur'a göre, suça sürüklenme ve kendini suç ile tanımlama gibi durumların ortaya çıkmasının ardından, çocukların adalet sistemine dahil olduğu ilk andan itibaren koruma tedbirlerinin uygulanması büyük önem taşıyor. Sorunun temelinde yatan nedenlerin çözümü için ise neoliberal politikaların terk edilmesi gerekiyor. Çocukların yaşam alanlarının sosyo-ekonomik olarak güvencesiz olmaya devam ettiği sürece, çocuklardan gayrimeşru hayata sürüklenmemelerini beklemek gerçekçi değil. Devletlerin kolayca uygulayabildiği hapsetme yöntemi yerine, sosyo-ekonomik olarak güvenli, çocukların ücretsiz olarak erişebildiği sağlık, eğitim ve barınma mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor.