
Gazetecilere Örgüt Üyeliği Suçlaması! İşte İddianame Detayları
Gazeteciler Ercüment Akdeniz ve Yıldız Tar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında tutuklanmalarının ardından "silahlı örgüt üyeliği" suçlamasıyla karşı karşıya. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gazetecilerin basın açıklamaları ve gösteri yürüyüşlerini haberleştirmeye ilişkin telefon görüşmeleri delil olarak sunuldu. Bu durum, basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetlerinin kriminalize edilmesi tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
İddianamede Neler Yer Alıyor?
İddianamede, Ercüment Akdeniz ve Yıldız Tar'ın PKK/KCK silahlı terör örgütünün talimatıyla kurulan HDK içerisinde görev aldıkları, örgüt adına eylem ve etkinlikler düzenledikleri iddia ediliyor. Ayrıca, gazetecilerin Gezi eylemlerine katılımı da iddianamede yer alırken, Akdeniz'in bu eylemlere katılımının örgüt talimatıyla olmadığı yönündeki savunması dikkat çekiyor.
- HDK üyeliği suçlaması: Gazetecilerin HDK içerisinde örgütün görüş ve fikirlerini benimsediği iddia ediliyor.
- Gezi eylemleri: Ercüment Akdeniz'in Gezi Parkı projeleri aleyhine eylemlere katıldığı belirtiliyor.
- Telefon görüşmeleri: Basın açıklamaları ve gösteri yürüyüşlerini haberleştirmeye ilişkin telefon görüşmeleri delil olarak sunuluyor.
Ercüment Akdeniz'in Savunması
Ercüment Akdeniz, hakkındaki suçlamalara karşı savunmasında, Gezi eylemlerine katılma sebebinin tamamen parktaki ağaçların sökülmemesiyle alakalı olduğunu belirtti. Ayrıca, o dönemde emniyet ve yargı organlarında çok sayıda FETÖ/PDY elemanı bulunduğu için tespitlerin fotomontaj olma ihtimalinden şüphelendiğini ifade etti. Akdeniz, "Ben Gezi eylemlerine katılmak için kimseden talimat almadım, katılım amacım demokratik ve barışçıl eylem kullanarak taleplerimi dile getirmekti" dedi.
Gazetecilere Talep Edilen Ceza
Savcılık, Ercüment Akdeniz ve Yıldız Tar'ın Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 maddesi uyarınca "silahlı örgüt üyeliği" suçlamasıyla, beş yıldan on yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını talep ediyor. Ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu'nun 3, 5. maddeleri uyarınca da artırımlı ceza isteniyor. Bu durum, Türkiye'deki basın özgürlüğü üzerindeki baskıları bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gazetecilerin tutuklanması ve haklarında açılan davalar, Türkiye'de basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü alanındaki endişeleri artırıyor. İddianamede yer alan delillerin gazetecilik faaliyetleriyle ilgili olması, bu durumun mesleki faaliyetlerin kriminalize edilmesi olarak algılanmasına neden oluyor. Bu gelişmeler, uluslararası kamuoyunda da yakından takip ediliyor ve Türkiye'nin insan hakları karnesi üzerindeki olumsuz etkileri devam ediyor.