
Hindistan Pakistan Savaşı mı Başladı? Gerilim Tırmanıyor!
Dünya, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilimin yeni bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceğini merakla izliyor. Pakistan Keşmiri'nde art arda yaşanan patlamalar ve iki ülkenin karşılıklı sert açıklamaları tansiyonu yükseltti. "Hindistan şu an bize saldırıyor" diyen Pakistan, misilleme hazırlığında olduklarını duyurdu. Peki, bölgede gerçekten bir savaş mı başladı? İşte detaylar...
Bölgede Neler Oluyor? Patlamalar ve Karşılıklı Suçlamalar
Reuters haber ajansına göre Pakistan'ın Muzaffarabad bölgesinde arka arkaya güçlü patlama sesleri duyuldu. Olayların hemen ardından Pakistan ordusu ve hükümeti, Hindistan'ı saldırmakla suçladı. Askeri yetkililer, "Hindistan üç farklı noktaya füze saldırısı düzenledi. Karşılık vereceğiz" açıklamasında bulundu. Bu iddialar bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdı.
Hindistan ise Pakistan'a yönelik saldırıları doğruladı ancak gerekçesini "terörle mücadele" olarak açıkladı. Hindistan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Pakistan'daki terör altyapısı hedef alındı" ifadeleri kullanıldı. Bu karşılıklı suçlamalar ve askeri hareketlilik, bölgede savaş çanlarının çalmasına neden oluyor.
Uluslararası Toplumun Tepkisi ve Olası Sonuçlar
Tüm dünyanın gözleri bölgeye çevrilmişken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Hindistan-Pakistan başlığıyla kapalı bir oturum gerçekleştirdi. Konseyde, çatışmanın büyümemesi için taraflara itidal çağrısı yapılırken, bazı üyeler olaylara ilişkin uluslararası bağımsız bir soruşturma yürütülmesini önerdi. Uluslararası toplum, bölgedeki gerilimin daha da artmaması için yoğun çaba sarf ediyor.
İki ülke arasındaki ilişkiler daha da sertleşirken Pakistan hükümeti Hindistan'la olan 1972 Simla Anlaşması'ndan çekilebileceklerini açıkladı. Aynı zamanda 1960 tarihli Indus Nehri Su Anlaşması'nın da askıya alındığı bildirildi. Pakistan tarafı, Hindistan'ın su akışını durdurmaya çalışması halinde bunun bir "savaş ilanı" sayılacağını belirtti. Bu gelişmeler, bölgedeki istikrarsızlığın daha da derinleşmesine yol açabilir.
Son haftalarda Keşmir bölgesinde yaşanan saldırılar ve karşılıklı misillemeler sonrası, Pakistan ordusu yüksek alarm seviyesine geçerken sivil halk da acil tahliye planları yapmaya başladı. Okullarda ilk yardım eğitimi veriliyor, hastanelerde stoklama yapılıyor. Halk, olası bir savaş durumuna karşı hazırlıklarını sürdürüyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, taraflara itidal çağrısı yaparak, olası bir askeri çatışmanın küresel barışa büyük tehdit oluşturacağı uyarısında bulundu. Guterres, "Askeri bir çatışma kolayca kontrolden çıkabilir. Taraflar diplomatik çözüm yollarına odaklanmalı" ifadelerini kullandı. Uluslararası toplum, tarafları sükunete davet ediyor.
Gerilimin Temelinde Ne Yatıyor? Keşmir Sorunu
Hindistan ile Pakistan arasındaki tansiyonun temelinde, uzun yıllardır çözülemeyen Keşmir meselesi yer alıyor. 22 Nisan 2025’te Hindistan kontrolündeki Pahalgam bölgesinde meydana gelen ve 26 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısı, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden alevlendirdi. Hindistan, saldırının Pakistan merkezli gruplarla bağlantılı olduğunu öne sürerken, Pakistan iddiaları reddetti.
Saldırının ardından Hindistan, Pakistan’a karşı sert tedbirler aldı. İki ülke arasındaki vize uygulamaları durduruldu, sınır geçişleri askıya alındı ve diplomatik personel azaltıldı. Ayrıca Hindistan, su paylaşımını düzenleyen Indus Su Anlaşması’nı da askıya alarak yeni bir krize zemin hazırladı. Pakistan tarafı ise Hindistan’ı “terörü siyasallaştırmakla” suçladı ve olayla ilgili uluslararası bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.
Her iki taraf da askeri gücünü artırırken, Keşmir hattında karşılıklı ateşkes ihlalleri yaşandığı bildirildi. Bölgedeki gerilim, uzun yıllardır devam eden sorunların bir sonucu olarak yeniden alevlenmiş durumda.
Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim, bölgedeki istikrarı tehdit eden ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Yaşanan patlamalar, karşılıklı suçlamalar ve uluslararası toplumun endişeli bekleyişi, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Tarafların aklıselimle hareket etmesi ve diplomatik çözüm yollarına başvurması, bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması açısından büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, olası bir savaşın sonuçları sadece iki ülke için değil, tüm dünya için yıkıcı olabilir.